Menü HABER HAKİMİYET / GLOBAL HABER ORTAĞINIZ!
Tarih: 09.07.2026 10:40
Özgür Aras'la yeni kitabı, aşkı, ilişkileri, çok yönlü kariyerini konuştuk... "Bu, ayrılıktan sonra kendini kaybetmemek için yazılmış bir kitap”

Özgür Aras'la yeni kitabı, aşkı, ilişkileri, çok yönlü kariyerini konuştuk... "Bu, ayrılıktan sonra kendini kaybetmemek için yazılmış bir kitap”

Facebook Twitter Linked-in

İletişim danışmanı Özgür Aras, 14'üncü kitabı 'Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim'de ayrılığın ardından yaşanan içsel dönüşümü anlatıyor. Adını Sezen Aksu'nun verdiği, geliri TOÇEV'e bağışlanacak kitap vesilesiyle Özgür Aras'a aşkı, ilişkileri, çok yönlü kariyerini ve yeni projelerini sorduk.

İSTANBUL (İGFA) - Ünlü isimlerin iletişim danışmanı Özgür Aras, kimi zaman yazar, kimi zaman da gece hayatına yön veren bir işletmeci olarak karşımıza çıkıyor. Bu kez gündeminde 14'üncü kitabı 'Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim' var. Özgür Aras'la yeni kitabı vesilesiyle bir araya geldik...

Başarımı en etkileyecek kişileri seçtim. Onlarla doğrudan ve sürekli irtibat halinde oldum. Şu an ki durumumu yarın hatta bugün değişmeyeceğini asla sanmadım. Kendimi bir pazarlamacı gibi gördüm. Yapıp söylediklerimin gelecekteki sonuçlarını hep düşündüm. Her felaket de zaferin tohumlarını ve zafere tohumlarını aradım. Yalan söylemedim. Doğruyu söyleyemiyorsam da sustum. Yalan söylemeye başladığı andan itibaren yok olanları gördüm çünkü.

Kimseden sır tutmasını beklemedim. Sır diye bir şey yoktur çünkü. Duyulmasını istediğim her şeyi fısıldadım duyuldu. Duyulmasını istemediğim her şey içimde halen. Mümkün olduğunca az hata yapmaya çalıştım tek bir hatanın fark edilebileceğini düşündüm. Düşmanlar hayatın bir gerçeğidir. Ama birkaçı bile gereğinden fazladır. Öz sezilerime hep kulak verdim. Çünkü herkesin mantığı kadar doğrular. Kazandığımda da kaybettiğimde de gülümseyerek çevreme yenilmez olarak ün saldım. Verdiğim ya da verdiğim sanılan sözleri tuttum.

İki numaralı adamlar her zaman ilgi alanımda oldu. Onların gücünü asla küçümsemedim. Teşekkürlerimi hep ilettim, iltifat ettim ama beni istismar etmelerine izin vermedim. İşimi kendi seviyemde biriyle rekabet ediyormuş gibi yaptım. Başarı için çok şey gereklidir ama bunların en önemlisi kendine güvendir ben kendime çok güvendim.

Ayrılık hakkında herkes konuşuyor ama kimse onun ne anlatmak istediğini dinlemiyor. Ben bu kitabı bir ayrılık anında değil, ayrılığın sessizliğinde yazdım. "Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim" aslında kendime yazdığım ama herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir mektup."

Bu bir ayrılık kitabı değil. Bu, ayrılıktan sonra kendini kaybetmemek için yazılmış bir kitap. Ayrılık bir olaydır, ama sonrası bir süreçtir. Ben o süreci anlattım.

Ben kitapları yazarken aklıma gelen isimleri sürekli not alırım. Bu kitabın ilk adı da yayın evine gönderdiğimde 'Sevgili Ayrılık' tı. Kitabı yayın evine yolladığım gün bir çıktısını da Sezen Aksu'ya gönderdim. Sonrasında yayın evimle isim üzerine konuşurken birçok alternatif ortaya çıktı. Ben de fikrini almak için Sezen Hanım'a sordum. Bana 'Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim' dedi. Hepimiz o isme bayıldık. Böylece kitabın adı da ortaya çıkmış oldu. Benim için de hayat boyu unutmayacağım çok güzel bir anı kaldı.

Çünkü ayrılıkta sadece birini kaybetmeyiz; hayal ettiğimiz geleceği, kendimize anlattığımız hikâyeyi de kaybederiz. İnsan en çok buna yas tutar.

Çünkü mutluyken herkes iyidir. Ayrılıkta ise insan ya incitir ya olgunlaşır. O an verdiğimiz tepkiler, kim olduğumuzu gösterir.

Bazen söker ama izi kalır. Yeni bir ilişkiyle eski bir acıyı kapatmaya çalışmak, iyileşmek değil, ertelemektir.

Başkalarını affederken güçlü hissederiz, kendimizi affederken ise suçluluğumuzla yüzleşiriz. Bu yüzden kendimizi affetmek en büyük cesarettir.

Evet. Bazı insanlar acıyla var olur. Onu bırakırlarsa boşlukta kalacaklarını sanırlar. Oysa acı kimlik değildir, sadece bir duraktır.

Aşka değil, önce kendine inanmak gerekir. Kendine güvenen insan aşktan korkmaz.

Evet ama aynı yerden başlamazsın. Bir şeyler eksik, bir şeyler daha bilge olur. O yüzden her başlangıç farklıdır.

Ayrılık yaşayanlar değil. Ayrılıktan sonra kendini kaybetmek istemeyenler.

Ayrılık bir son değil, insanın kendine söylediği en dürüst cümledir.

Bu kitap tek bir ayrılığın değil, ayrılığın insanlarda bıraktığı ortak izlerin ürünü. Kendi hikayelerimde çokça izler var ama kitap bireysel bir hikâye anlatmıyor, evrensel bir duyguyu konuşuyor.

Ben uzmanlık iddiasında değilim. Ben bir şey öğretmiyorum, eşlik ediyorum. Bu kitap 'böyle yap' diyen bir kitap değil, 'yalnız değilsin' diyen bir kitap.

Ama çoğu ilişkiyi anlatıyor, ayrılığı değil. Ayrılığı anlatanların çoğu da ya romantize ediyor ya da yargılıyor. Ben ayrılığın içinden geçmeyi sakin bir dille anlatmak istedim.

Ayrılığı normalleştirmek vazgeçmeyi değil, gerçeği kabul etmeyi sağlar. İnsan gerçeği kabul etmeden sağlıklı kalamaz.

Duygusal olmak zayıflık değil. Duygularını bastıran insanlar kırılgan olur. Bu kitap bastırmayı değil, fark etmeyi öneriyor.

Çünkü bu kitap ayrılığı övmüyor. Ayrılık ihtimaline rağmen insanın kendisiyle bağını korumasını anlatıyor.

Bu kitap ayrılığı değil, ayrılıktan sonra kendini kaybetmemeyi teşvik ediyor.

İnsanlar acıyı zaten yaşıyor. Ben o acıyı sömürmüyorum; onunla baş edebilmeleri için bir dil sunuyorum.

Terapi kişisel bir süreçtir. Bu kitap, insanların yaşadığı ortak duygulara ayna tutma çabası.

Kendini suçlamadan, kendine daha şefkatli bakarak ve acele etmeden devam edebileceğini hissederek.

Ayrılık bitince hayat bitmez, insan kendini yeniden kurar.

Ben aşkı tek bir yerden anlatmadım hiçbir zaman. Aşk bazen mutluluk, bazen acı, bazen de ayrılıktır. Hayat nasılsa, aşk da öyle. "Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim" aşkı inkâr etmiyor; aşkın bittiği yerde insanın kendisiyle ne yaptığına bakıyor.

Aşka inanmıyorum derken şunu kastediyorum: Aşk çok güçlü bir duygu ama geçici. Ben sevginin gücüne inanıyorum; çünkü sevgi emek ister sabır ister kalır. "Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim" da tam bunu anlatıyorum. Aşk bittiğinde her şey bitmiyor; sevgi varsa insan kendine şefkatle bakmayı öğreniyor, yoksa da ayrılık öğretmen oluyor. Aşk insanı yakar, sevgi insanı tutar. Bu kitapta aşkın geçip gittiği yerde, sevginin insana kendisiyle nasıl kalmayı öğrettiğini anlatıyorum.

Aslında hepsi benim. Kendimden bir parça koymadığım, enerjimi katmadığım hiçbir işin başarılı olacağına inanmıyorum. Bir mekan açarken de, kitap yazarken de, iletişim danışmanlığı yaparken de aynı Özgür var. Ben önce yaptığım işi sevmeli, eğlenmeli ve benimsemeliyim ki o duygu insanlara da geçsin. Yazarken de, mekanımda dans ederken de kendimi farklı hissetmiyorum; çünkü hepsi benim üretimimin ve karakterimin farklı yansımaları.

Kesinlikle gelir. Okuyucuyla buluşmanın ve onlardan gelen yorumları okumanın ne kadar özel bir duygu olduğunu hissettim ben. Yazmak benim için tamamen duygularla beslenen bir süreç. Bazen birinden hoşlanmam, bazen içimde uçuşan kelebekler üretimimi inanılmaz hızlandırır. O zaman kelimeler sayfalara kendiliğinden dökülür. Ben daha uzun yıllar hem yazmaya hem de aşık olmaya devam edeceğim. Bu yüzden yeni kitaplar da hayatımda olmaya devam edecek.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —