Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migrenin yalnızca baş ağrısından ibaret olmadığını belirterek atakların süresi, ağrının niteliği ve eşlik eden belirtilerin tanıda önem taşıdığını söyledi. Sıklaşan veya günlük yaşamı etkileyen baş ağrılarında uzman değerlendirmesi öneriliyor.
İSTANBUL (İGFA) - Baş ağrısı yaygın görülen sağlık sorunlarından biri olsa da her baş ağrısı migren anlamına gelmiyor.
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül’e göre migren; tekrarlayan ataklarla seyreden, ağrının yanı sıra farklı belirtilere de yol açabilen nörolojik bir hastalık. Erişkinlerde ataklar genellikle 4 ila 72 saat sürüyor; ağrı tek ya da iki taraflı olabiliyor.
MİGRENİ DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER
Gül, migreni düşündürebilecek başlıca belirtileri şöyle sıraladı:
Bu belirtilerin bulunmasının tek başına migren tanısı koydurmayacağını belirten Gül, tanının kişinin öyküsü ve hekim değerlendirmesiyle konulması gerektiğini vurguladı.
Migreni tetiklediği düşünülen gıdaların kişiden kişiye değişebileceğini kaydeden Gül, çikolata, alkol, işlenmiş etler ve paketli ürünler gibi yiyeceklerin bazı kişilerde ataklarla ilişkili olabileceğini belirtti. Baş ağrısı günlüğü tutmanın, olası tetikleyicileri ve atakların seyrini takip etmeye yardımcı olabileceğini ifade etti.
AURA BELİRTİLERİ YENİ BAŞLADIYSA DEĞERLENDİRME ÖNEMLİ
Migren hastalarının çoğunda aura görülmüyor. Aura yaşayan kişilerde baş ağrısından önce veya atakla ilişkili olarak geçici görme değişiklikleri, uyuşma ya da konuşma güçlüğü ortaya çıkabiliyor; bu belirtiler genellikle 5 ila 60 dakika sürüyor. Ancak ilk kez gelişen ani görme veya konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük ya da alışılmışın dışındaki nörolojik belirtilerin migrene bağlanmaması ve acil tıbbi değerlendirme gerektirebileceği uyarısı yapılıyor.
Gül, üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşanmasının ve bu günlerin en az 8’inde migren özelliklerinin bulunmasının kronik migren açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ağrının sıklığını, süresini ve eşlik eden belirtileri kaydetmenin tanı ve tedavi planlamasına katkı sağlayabileceğini belirtti. Migren tedavisinde amaç, yalnızca mevcut atağı hafifletmek değil, atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak yaşam kalitesini korumak. Tedavi; kişinin belirtilerine, atak sıklığına, eşlik eden hastalıklarına ve kullandığı ilaçlara göre planlanıyor. Gerekli görülen durumlarda atak tedavilerinin yanı sıra koruyucu ilaçlar, botulinum toksin uygulamaları veya sinir blokajı yöntemleri değerlendirilebiliyor.
Gül, sık tekrarlayan, günlük yaşamı aksatan ya da karakter değiştiren baş ağrılarında nöroloji uzmanına başvurulmasını önerdi.